18 Kasım 2008 Salı

TÜSİAD: Biyoteknoloji stratejisi geliştirmeliyiz

TÜSİAD Biyoteknoloji Raporu, özel şirketlerle üniversiteler arasındaki işbirliğinin geliştirilmesi için şirketlerin tek bir noktada toplanmasını öneriyor.

Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD)’nin, ‘Türkiye’de Biyoteknoloji İşbirlikleri’ başlıklı raporu, bu sektörün durumunu ve gelişmesi için yapılması gerekenleri irdeliyor. Biyoteknolojinin gelecekte ekonomik ve ekolojik anlamda Türkiye’nin rekabet gücünü artıracağının altını çizen rapor, biyoteknoloji konusunda kamoyunda farkındalık yaratılması gerektiğini savunuyor. Raporu Sabancı Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi’nden Prof. Dr. Hüveyda Başağa ve Doç Dr. Dilek Çetindamar hazırladı.

Raporla ilgili bir açıklama yapan TÜSİAD Başkanı Ömer Sabancı, “Türkiye’de biyoteknoloji alanında geniş katılımlı bir yol haritası hazırlamalıdır. Türkiye bu konuda stratejik planlar yapmak ve uygulamak zorundadır” diye konuştu. Türkiye’nin ArGe konusunda AB ölçütlerine yaklaşması için yenilikçi ve üretken modellere yönelmesi gerektiğini söyleyen Sabancı, Türkiye’nin teknolojiyi üreten bir ülke konumuna gelmesi için özel sektör, devlet ve üniversiteler arası işbirliğine vurgu yaptı.

Sabancı, “TÜSİAD olarak ülke çapında oluşturulacak biyoteknoloji hamlesine destek vermek önemli bir vazifemizdir” dedi.

DÜNYADA BİYOTEKNOLOJİ
Biyoteknoloji alanında faaliyet gösteren 4 binden fazla şirketin 2004 ciroları 65 milyar dolar. ABD’nin bu alanda lider konumuna karşın, AB veya Asya kökenli şirketler de pazar paylarını büyütüyor. Örneğin, Batı ülkelerinde biyoteknoloji pazarları yılda ortalama yüzde 17 büyürken, Çin, Japonya, Tayvan ve Güney Kore’nin dahil olduğu Asya biyoteknoloji pazarı yılda yüzde 36 büyüyor. Raporda ayrıca Brezilya ve Küba’nın biyoteknoloji alanındaki gelişmesine dikkat çekiliyor.

TÜRKİYE’DE BİYOTEKNOLOJİ
Türkiye’deki biyoteknoloji şirketleri 2000 yılı TÜSİAD raporuna göre 50 iken, 2005 yılında bu sayı 90’a ulaştı. TÜSİAD’ın 2006 raporunda bu gelişmi “Ülkemizde ciddi bir artış olduğunu görülmektedir, ama bu sayı hâlâ çok küçük bir biyoteknoloji kümeleşmesine işaret ediyor. Bir karşılaştırma yapılırsa, 70 milyonluk
Türkiye’de firma sayısı 100’den az iken, 5 milyonluk Finlandiya’da aynı rakam 68’dir.”

Rapor biyoteknoloji firmalarının sayılarındaki artışı “sevindirici” olarak nitelerken, firmaların beşte birinin son 5 yıl içinde kurulmuş olmasına dikkat çekiyor. Rapor firmaların enerji, çevre ve sağlık alanında faaliyet gösterdiğini, teknoparklarda da yeni biyoteknoloji firmalarının açılmasını olumlu bir gelişme olarak vurguluyor. Rapora göre, teknoparklardaki şirketlerin yüzde 20’si biyoteknoloji alanında faaliyet gösteriyor.

FİNANSMAN AİLEDEN, ÖDENEK DEVLETTEN
Rapora göre, biyoteknoloji firmalarının kuruluş finansmanının ana kaynağı ‘aile ve yakınlar’; Ar-Ge ödeneklerinin yüzde 60’ı ise devletten. Biyoteknoloji firmalarının yüzde 53 üniversitelere işbirliği içinde, firmalar ayrıca müşterileri veya tedarikçi diğer firmalarla da işbirliğine giriyor.

BİLİMSEL ÇALIŞMALARIN TİCARİLEŞTİRİLMESİ
TÜSİAD raporu, biyoteknoloji firmalarının Ar-Ge çalışmalarının Türkiye ortalamasının üstünde olmasına karşın, patent sayılarının ise düşük olmasına dikkat çekiyor. Biyoteknoloji firmalarında Ar-Ge harcamalarının bütçeye oranı ortalaması yüzde 1.5, bunların dörtte birinde ise bu rakam yüzde 10. (Türkiye’de ArGe ortalaması yüzde 0.6). TÜSİAD raporuna göre biyoteknoloji firmaları bilimsel buluştan satışa geçişte en çok pazarlama konusunda zorluk çekiyor.

PATENT VE MÜLKİYET HAKLARININ KORUNMASI
Pazarın genişlemesi için öncelikle finansal desteklerin oluşturulması, Ar-Ge’nin arttırılması ve yeni biyoteknoloji şirketlerinin kurulmasının teşvik edilmesi gerektiğine vurgu yapılıyor. Ayrıca patent ve mülkiyet haklarının korunması ve teknoloji transferinin artırılması da önemli başlık olarak gösteriliyor.

SIRA ‘HELVA’YI YAPMAYA GELDİ
TÜSİAD raporu sonuç bölümünde şu fikirlere yer veriliyor: “Türkiye’de bilim ve teknolojiye yatırımları genel olarak zayıf kalıyor, biyoteknoloji de buna bir istisna teşkil etmiyor. Biyoteknoloji şirketlerinin bir alanda toplanarak kümeleşme yaratılması ve bir eko-sistemin kurulmasına ihtiyaç vardır. Bir başka deyişle un-yağ-şeker vardır, sıra helvayı yapmaya gelmiştir.”

VERGİ TEŞVİĞİ VE ÜNİVERSİTELERE ‘ARAŞTIRMA ÖDENEĞİ’
TÜSİAD raporu Türkiye’de biyoteknolojinin gelişmesi için şirketlerin toplanması ve üniversitelerle organik bağ kurması gerektiğine işaret ediyor. Rapor, TÜBİTAK ve TÜBA gibi kurumlarla ArGe çalışmalarının koordine edilmesi, genetik-sağlık bilimleri için ortak bir platform oluşturulması, ilaç üreticileri arasında Ar-Ge ilişkilerinin kurulması gerektiğine dikkat çekiyor. TÜSİAD biyoteknoloji raporu, vergi teşviği ve şirketlerin üniversitelere ‘araştırma ödeneği’ verebilmesi için düzenlemelerin yapılmasına dikkat çekiyor.

ORTAK TEST LABORATUARININ KURULMASI
Rapor, moleküler biyoloji, mikrobiyoloji, organizasyonel ve yönetsel konular, uluslararası ticaret, gibi konularda eğitimlerin ve üniversite-sanayi arasında eleman değişimlerinin artırılması gerektiğini savunuyor. Altı çizilen öneriler “Ortak test laboratuarının kurulması, biyoteknoloji eğitim merkezinin açılması, klinik testlerin yapılacağı biyokimya merkezlerin kurulması” olarak sıralanıyor.

ULUSAL BİYOTEKNOLOJİ VERİTABANI
TÜSİAD raporu ayrıca regülasyonlar ve yasal düzenlemelerle ilgili olarak; “Yeni ürün geliştirme ve pazarlama teşviklerinin oluşturulması, devlet kamu alım politikalarının üniversite-sanayi işbirliğini özendirecek şekilde düzenlenmesi, ulusal biyoteknoloji veritabanının hazırlanması, TPE (Türk Patent Enstitüsü) veritabanın internete taşınması” gerektiğinin altını çiziyor.

Microsoft'tan internet telefonu

Yazılım devi Microsoft, Windows Live Messenger adıyla internet üzerinden yeni bir konuşma ve görüntü hizmeti başlatıyor.

Deneme sürümlerinin ardından son Beta versiyonu bugün çıkan Windows Live Messenger ile Microsoft, internet üzerinden ücretsiz veya çok düşük ücretle telefon hizmeti sunan (VoIP-voice over IP) Skype'ın yanı sıra benzer hizmet veren Google ve Yahoo ile daha iyi rekabet edebilecek.

Microsoft'tan yapılan açıklamaya göre, dünyada 240 milyon kullanıcısı bulunan MSN Messenger'ın yerini alacak yeni servis, video kamerayla görüntülü konuşma, dosya ve daha fazlasını paylaşma olanağı sağlıyor.

Washington eyaletinin Redmond kentindeki tesislerde aylardan bu yana hazırlanmakta olan yeni yazılım için Microsoft, 2007 için 6,2 milyar dolarlık araştırma ve geliştirme bütçesinden 1,1 milyar dolar aktarmayı planlıyor.

Microsoft'un yeni hizmeti 100 milyon kayıtlı kullanıcısı bulunan Skype gibi PC'ler arasında konuşma olanağının yanı sıra PC'ler ile sabit ya da mobil telefonlar arasında da konuşma imkanı sağlıyor. Windows Live Messenger, Microsoft'un web sayfasından ücretsiz indirilebilecek.

MSN'in Türkiye sayfasında yeni hizmet için şöyle denildi: ''Yeni Windows Live Messenger sayesinde, arkadaşlarınız, aileniz ve iş arkadaşlarınızla gerçek zamanlı olarak, metin, ses veya video ile çevrimiçi sohbet edebilirsiniz. Hızlı sohbetler sadece başlangıç, ayrıca dosya ve fotoğraf
gönderebilir, oyun oynayabilir, arkadaşlarınıza ne dinlediğinizi gösterebilir, görünen resminizi kişiselleştirebilir, kendi arka plan resminizi seçebilir ve daha pek çok şey yapabilirsiniz.''

Sinek melodisi

Öğrencilerin disiplin kurallarını delme konusundaki azimlerine teknoloji de destek çıkıyor: Sadece öğrencilerin duyabildiği, öğretmenlerin kulaklarına kadar ulaşamayan cep telefonu melodisi bulundu! Bu cep melodisi sayesinde öğrenciler derse girmeden telefonun sesini kapatmak ya da sıranın altına eğilip "telefon çaldı mı" diye kontrol etmek zorunda kalmayacak. Çünkü alçak frekans özelliğine sahip bu melodi, ancak gençlerin duyabileceği seviyede. "Sinek" adı verilen cep melodisinin üreticisi ise bir güvenlik firması... "Sinek melodisi" internetten indirilebiliyor. Ama yine de duyma yetisi "genç" kalmış öğretmenler bu cep melodisini fark edebilir.

Dizel enerjide yeni yakıt!

Brezilya, rafine aşamasında bitkisel yağ katılan H-Bio adlı yeni bir tür dizel yakıt üretmeye başlayarak, yenilenebilir enerjide yeni bir sayfa açtı.

Yeni tür yakıtın deneme üretimine dün Parana eyaletindeki Curitiba yakınlarında kurulu Petrobras şirketine ait Getulio Vargas rafinerisinde, Devlet Başkanı Luiz İnacio Lula da Silva ve basın mensuplarının katılımıyla başlandı.

H-Bio adı verilen yeni teknolojide, soya gibi bitkisel yağlar ve bir rafineride petrolün damıtılmasından elde edilen ürünler birlikte işleniyor. Petrobras yetkilileri, işlem sonunda elde edilen yüksek kaliteli dizel yakıtta kükürt oranının en düşük düzeyde bulunduğunu ve motorlarda hiçbir değişiklik yapılmasına gerek bulunmadığını belirtiyorlar. Petrobras Başkanı Sergio Gabrielli, 'Dizeli yetiştireceğiz ve petrol ithalatını azaltacağız' diyerek, bu projenin Brezilya'ya dizel yakıtta yeni bir yenilenebilir kaynak sağlayacağını söyledi.

Yeni yakıtın ekonomik sonuçlarının olumlu ve klasik dizelden daha ucuz olduğunu belirten Petrobras yetkilileri, ilk aşamada 2006 ve 2007 yılları için üç rafineride yılda 256 bin m3 soya yağını petrol ürünleriyle birlikte işlemeyi planladıklarını kaydettiler.

Soya üretimi için 38 milyon dolar yatırım yapmayı planlayan Brezilya'nın, bu sayede dizel ithalatını yüzde 15 azaltması ve ekonomisine 145 milyon dolar katkı sağlaması öngörülüyor.

Türk Hackerlar Microsoft Fransa'yı Çökertti

Yazılım devi Microsoft'un Fransa'daki web sitesi olan experts.microsoft.fr adresi bu haftasonu bir grup Türk hacker tarafından çökertildi.

Microsoft'un sunucularına girmeyi başaran hackerlar ana sayfaya, 'Sisteminiz Türkler tarafından ele geçirilmiştir', 'redLine size sahip oldu', 'SacRedSeer ve RudeBoy'a özel teşekkürler' gibi mesajlar yazdı. Ayrıca TiTHack (The Bekir ve Tüm Türk Hackerlar) imzası atıldı.

Microsoft yetkilileri saldırının eğlence için yapılmış olsa da Fransa'daki sisteme ve Microsoft'un imajına büyük zarar verdiğini söyledi. Yetkililer ayrıca Türk hackerların, Microsoft görevlilerinin sorunu ne kadar sürede çözebildiğine bakarak da kendi kendilerine eğlendiklerini belirtti. Saldırıya uğrayan Fransa'daki Microsoft'un sitesi bir gün boyunca kullanılamadı.